Karbondioksit hikâyenin yalnızca bir kısmı
Havacılığın iklim etkisi hesaplanırken akla ilk gelen karbondioksittir, çünkü yakılan kerosen miktarıyla doğrudan orantılıdır ve hesaplanması kolaydır. Ancak uçakların iklim üzerindeki etkisinin önemli bir bölümü karbon dışı mekanizmalardan gelir. Yüksek irtifada oluşan azot oksitler atmosfer kimyasını değiştirir; egzozdaki su buharı uygun nem ve sıcaklık koşullarında kontrail denen yoğuşma izlerine ve bunlardan gelişen sirrus bulutlarına yol açar; partikül emisyonları hem bu bulut oluşumunu tetikler hem de yerel hava kalitesini etkiler. Bu etkilerin bir kısmı kısa ömürlüdür ama etki gücü yüksektir, bu da onları karbondioksitle aynı ölçekte karşılaştırmayı zorlaştırır.
SAF gerçekten sıfır emisyonlu mu?
Sürdürülebilir havacılık yakıtları motorda yakıldığında yine karbondioksit üretir; kazanç egzozda değil, yakıtın yaşam döngüsündedir. Biyokütle veya atık kaynaklı bir yakıtın hammaddesi büyürken atmosferden karbon çekmiş olabilir; sentetik yakıtlarda ise karbon doğrudan havadan veya endüstriyel bir kaynaktan alınmış olabilir. Net kazanç, hammadde eldesi, dönüşüm süreci ve dağıtım dahil tüm zincir hesaba katıldığında ortaya çıkar. Bu nedenle "sıfır emisyonlu yakıt" ifadesi teknik olarak yanlıştır; doğru soru, belirli bir üretim yolunun yaşam döngüsü boyunca ne kadar azaltım sağladığıdır. Ayrıca SAF, azot oksit ve kontrail gibi karbon dışı etkileri kendiliğinden ortadan kaldırmaz — partikül içeriğinin düşük olması bazı yollarda kontrail oluşumunu azaltabilir, fakat bu yakıt bileşimine bağlıdır.
Ölçüm nerede yapılır: motor, uçuş, havaalanı
Havacılık emisyonu tek bir ölçekte değerlendirilemez. Motor seviyesinde yanma odası koşulları emisyon oluşumunu belirler. Uçuş seviyesinde irtifa ve güç ayarı toplam salımı ve etkinin atmosferdeki yerini değiştirir. Havaalanı seviyesinde ise iniş-kalkış çevrimi yerel hava kalitesi açısından belirleyicidir. Prof. Dr. Yasin Şöhret’in çalışmaları bu üç ölçeği de kapsar; bunlar arasında Antalya Havalimanı’ndaki uçak emisyonlarının çevresel ve ekonomik yönlerini inceleyen bir araştırma ve COVID-19 döneminde Türkiye’deki ticari uçuşlardan kaynaklanan hava kirliliğinin değişimini ele alan bir çalışma yer alır.
Yaşam döngüsü ve enviroekonomik değerlendirme
Bir teknolojinin çevresel performansı yalnızca kullanım anındaki emisyonuyla ölçülemez. Yaşam döngüsü değerlendirmesi hammadde eldesinden üretime, kullanımdan bakıma kadar tüm aşamaları hesaba katar ve alternatiflerin gerçek karşılaştırmasını mümkün kılar. Buna çevresel etkinin parasal karşılığını ekleyen enviroekonomik yaklaşım, mühendislik kararlarının maliyet boyutunu da görünür kılar. Şöhret’in çalışmaları arasında bir eğitim uçağının bakım sürecinin ve bir pistonlu-pervaneli motorun bakımının yaşam döngüsü değerlendirmesi ile turbofan ve turboprop motorların enviroekonomik analizleri bulunmaktadır.
Standartlar nerede belirleniyor?
Havacılığın çevresel etkilerine ilişkin uluslararası standartlar, Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO bünyesindeki Havacılığın Çevresel Korunması Komitesi (CAEP) çerçevesinde hazırlanır. Gürültü ve emisyon sertifikasyon ölçütleri, yakıt verimliliği standartları ve karbon dengeleme mekanizmaları bu çerçevede şekillenir. Prof. Dr. Yasin Şöhret 2023 yılından bu yana bu komitede Türkiye Cumhuriyeti adına görev yapmaktadır.